Pazartesi, Eylül 06, 2010

KIDEM TAZMİNATINA DOKUNULAMAZ.

İşverenler her fırsatta kıdem tazminatından yakınır ve kaldırılması gerektiğini dile getirirler, son günlerde yine işçilerin “emeğin karşılığı” olan kıdem tazminatını kaldırmak için çabaların yoğunlaştığı görmekteyiz.
Devletin işsizliği yüzde 10’un altına düşürmeyi hedeflediği ikinci istihdam paketinde kıdem tazminatlarının yeniden düzenlenmesi gerektiğini düşünmesi, bunun kanıtıdır.
Günümüzde işçi nüfusun en büyük korkusu işsiz kalmak, ya da gelecek kaygısıdır. İşçilerin çok düşük ücretlerle çalıştığı ülkemizde, tek dayanağı emekli olunca veya işten ayrılınca alacağı kıdem tazminatı ile hayatına yeni bir sayfa açabilmektir. İşverenlerin baskısı ile kıdem tazminatına el uzatırsanız, işçilerin geleceklerini, hayallerini almaya kalkarsanız, sosyal barışı bozarsınız ve bunun sonucu büyük bir sosyal patlama meydana gelebilir.
Öncelikle kıdem tazminatı işçi sınıfının 72 yıllık mücadelesi sonucu elde ettiği bir kazanımdır. 12 Eylül darbesi bile emekçilerin tepkisinden çekindiği için kıdem tazminatı hakkını sınırlamış ancak tam anlamıyla ortadan kaldırmaya kalkışmamıştır. Avrupa Birliği (AB) halen, Yunanistan başta olmak üzere, İspanya ve Portekiz’de sosyal barışın bozulacağından ve demokrasinin çökebileceğinden korkmaktadır.

Dünyada ve ülkemizde yaşanan 2009 ekonomik krizi sonucunda milyonlarca kişinin işsiz kalması, işçiler açısından kıdem tazminatının ne kadar önemli olduğunun bir kez daha gözler önüne sermiştir. İnsanlar işsiz kaldıkları bu dönemde kıdem tazminatından ellerine geçen para ile geçimlerini sağlayıp, evlerine ekmek götürebildiler. İşten atılsalar bile kıdem tazminatından ellerine geçecek parayı bildiklerinden, sokaklara çıkıp seslerini yükseltmediler. İş buluncaya kadar bu para ile kendi geçimlerini sağlamaktadırlar.

Kıdem tazminatının kaldırılması meselesi son 10 yıldır sürekli gündemdedir ve fırsat kollanmaktadır, tazminatları kaldırmak için yabancı sermaye ve onun temsilcileri her fırsatta kıdem tazminatından yakınır ve kaldırılması gerektiğini dile getirirler. IMF’nin, Türkiye'de işsizlik oranının düşürülememesinin en önemli etkenlerinden birinin kıdem tazminatı miktarının yüksek olmasını göstermesi ve kıdem tazminatının düşmesi halinde istihdamın artacağını savunmasıdır, bu söylem hiçbir bilimsel geçerliliği olmayan, ispatlanamayan bir söylemdir. İşsizliği önleyecek olan enerji maliyetlerinin düşürülmesidir. Asgari ücret üzerindeki vergi yükünün düşürülmesidir. İşsizliği önleyecek olan iç ve dış borç faizine ayrılan kaynakların yatırıma aktarılmasıdır.

İlk çıkışından itibaren 72 yıldır var olan kıdem tazminatı ülke ekonomisi bakımından hiçbir olumsuzluğa neden olmamıştır. Kıdem tazminatının uygulandığı 72 yıl zarfında ülkemizde işletmeler kurulmuş, ülkemiz büyümüş, gelişmiş ve dünyada var olan 200'den fazla ülke içinde ekonomik büyüklük olarak ilk 20 ülkenin içine girmiştir.

Kıdem tazminatı, mevcut şartlarda sahip olduğu birçok özelliğini kıdem tazminatının kaldırılmasıyla veya kıdem tazminatı fonu getirilmesiyle kaybedecektir. Şayet kıdem tazminatı kaldırılır ve yerine fon getirilirse öncelikle işçiler zarar görecek, sonra işverenler zarar görecek, bu işten en kârlı çıkacak olan ise devlet olacaktır.
Tıpkı TTF (Tasarrufu Teşvik Fonu), tıpkı KEY (Konut Edindirme Fonu) gibi devletin eline iç borçlanma için kullanabileceği bir fon daha getirilecektir. Kıdem tazminatı fonu ile devlet, 10 yıl süresince tek başına kullanacağı bir fona sahip olacak. 10 yıl sonra ise işçilerle birlikte kullanmaya başlayacak, o sürece gelindiğinde ise fonda ne kadar para olduğu bilinmeyecektir.

Kıdem tazminatının Fon’a devri, işten çıkarmaları kolaylaştıracak bir uygulamadır: Kötü niyetli bir işveren işten çıkardığı işçiye kıdem tazminatı gibi toplu bir ödeme yapmayacağı için işçi çıkarmaları alabildiğince kolaylaşacaktır.

Kıdem tazminatı fonu işverenide üzer: Ekonomik kriz dönemlerinde ve işletme gerekleri uyarınca toplu işçi çıkarma uygulamalarında, sorun - büyük ölçüde- kıdem tazminatı ödenmesi koşuluyla kendi isteği ile işten ayrılmak isteyen işçiler sayesinde çözülmekte ve bu uygulama işyerlerinde iş barışına büyük katkı sağlamaktadır. Fon tasarısının bu haliyle kabulü durumunda, böylesi kriz dönemlerinde işverenlerin “kendi isteği ile işten ayrılacak işçi” bulmaları söz konusu bile olamayacaktır. Başka bir açıdan bakacak olursak; İşçiyi işyerinde de tutamazlar, 100 TL fazla ücret veren başka bir işyerine gittiği takdirde kıdeminin yanmayacağını bilen işçi çok sık işyeri değiştirecek. Bu durumda işveren nitelikli işçilerini çok daha rahat kaybedecektir.

Fonu işveren değil devlet kullanacak: İşyerin de çalışan işçileri için kıdem tazminatı karşılığı ayıran ve ayırdığı bu fonu da kendi sermayesi gibi kullanabilen işveren kıdem tazminatı fonunun kurulmasından sonra her ay belli oranda primi, devlete ödeyeceği için kendi kullandığı fonu, devlete kullan diye verecektir. Mesela, 100 işçisi olan bir fabrika aylık 200 bin TL brüt ücrete göre 8 bin TL her ay fona gönderecek. Ama fon olmasaydı bu ayırdığı parayı kendisi kullanabilecekti.

Kıdem tazminatı fonu işçileride üzer: Kıdem tazminatı fonu işverenleri üzeceği gibi işçileri de üzer, en çok da evlenen kadınlarla, askere giden erkekler bu işten zararlı çıkacak. Erkeklerin askere giderken, bayanların evlendikten sonraki bir yıl içinde işini bırakması hallerinde kıdem tazminatı ödenmesine son verileceği gibi işçinin işveren tarafından işten çıkarılması veya işçinin haklı sebeple işi bırakması hallerinde kıdem tazminatı ödenmeyecek.

Kıdeme esas ücretde düşecek: Halen geçerli olan kanunlara göre kıdem tazminatı ödenirken 30 günlük ücret hesabında, geriye doğru bir yıl içinde işçiye ödenen her türlü maddi menfaatler dikkate alınmaktadır. Ayni ve nakdi ödemeler; servisler, işyerinde verilen yemekler, özel sigorta yardımları gibi para ve para ile ölçülebilen her türlü ödemeler kıdem tazminatında dikkate alınıyor ama fon gelirse yukarıda belirtilen ödemeler işçiye ödenmeyecek.

Kayıt dışı çalışanların kıdemi yok olacak: Ülkemizde, gerçekte ücreti 1.500 TL olan bir çalışanın, SSK'ya asgari ücret olan 608 TL'den bildirildiği bilinen kayıt dışılıklardan biri. Şu anda işten ayrılanlar gerçek ücreti olan 1.500 TL'den tazminatını işverene ödetebilmekte. Fon'la bu iş bitecek. Sigortasızlar da artık, tek kuruş tazminat alamayacak.

Kıdem tazminatının Fon'a devri, baştan batık bir fon yaratmak demektir:İşverenlerin Fon için yapılacak kesinti oranının düşük tutma talepleri, kıdem tazminatlarını karşılayamayacak baştan batık bir fon ortaya çıkacaktır. Fon ölü doğacağı için açık veren Fonun ya kamu kaynaklarından desteklenmesi gündeme gelecek ya da işçilerin kıdem tazminatları ödenemeyecektir. Tasarruf teşvik fonu, konut edindirme fonu uygulamalarının sonuçları tüm emekçilerin hafızasındadır.

Kıdem tazminatına dokunulamaz: Kıdem tazminatı, işçi ücretinin ödenmemiş kısmıdır. İşçinin alın teri ile kazandığıdır. Bu pazarlık konusu yapılamaz. 8 – 9 yıl çalışarak işini kaybetmiş bir insanın sırf adına on yıl prim ödenmediği için fonda birikmiş tazminatını alamamasının sosyal devlet politikaları ile bağdaştırılması mümkün bulunmadığı gibi, bu düzenlemenin kıdem tazminatının amacına uygun olduğu da söylenemez. Geriye dönük hak kaybı olmayacak söylemleriyle bu haktan vazgeçmek, sessiz kalmak bu hakkı elde etmek için bedel ödeyenlere ve geleceğimiz olan genç işçilere yapılmış en büyük haksızlıktır. İşten atılma ve emeklilik koşullarında, iş bulmanın neredeyse olanaksız olduğu bir ortamda tek güvence kıdem tazminatıdır.

Başkanlar Kurulumuz kıdem tazminatına yönelik herhangi bir olumsuz düzenlemeyi Türk-İş Genel Kurul kararı gereği Genel Grev nedeni sayacak ve uygulanması konusunda gerekeni yapacaktır.
 
T.ÇİMSE-İŞ SENDİKASI
BASIN BÜROSU

Hürriyet Son Dakika

Türkiye Çimse-İş Sendikası Resmi Web Sitesi Tasarım: Fark WebTasarım
Varsayılan görünüm ayarlarına dön